10 Temmuz 2014 Perşembe

Diplomat


Var sayalım bir kayasın.
Fırtınalı kış günleri
Cevvalce eteğini döver dalgalar
Geceye dönünce
Geldikleri gibi giderler
Sen sabit, zabit, kalırsın

Kayasın
Orada burada
Oradan oraya
Yedi iklime
Seyahat ya resulallaha talipsin
O halde, şüphe yok, kayasın.

100714

8 Temmuz 2014 Salı

Gafil


Arpa buğday ekmiş üst başı un olmuş
Bebesi doymamış hepsi tosun olmuş
Onda beş tane vardı bodur cinsinden
Ötekinin oğlu baştan uzun olmuş

Anadolu'dur, candır diye ağlarmış
Gece gündüz toprağa seller bağlarmış
Gavurun oğlu gelip kanal dizince
O buna maraba olur iş sağlarmış

Mahsulün yerine akçeyi sevene
"Devletlim, arka çık!" diye inleyene
Desteği bulunca kendini bilmeyene
Çok çekse bile muhafızlık eylermiş

Yobaza komşu olan her zaman yanmış
Okuyup düşüneni yabandan sanmış
Bu toprak karadır, malumun ilanı
Gafil aydınlıktan karalara kanmış

Hamid bilir gayrı kimse içten değil
Böyle ahmaklar sıklıkla gençten değil
Devir çoğulculuk, eytişim devriyken
Önde olacak hiç kimse uçtan değil

070714



Deme, sevgilim


Bana sevgilim deme, dumana maruz kalıyoruz
Hayatında tütüne bulaşmamış şoförlere danışalım
Durakta beklemek zorundayız ki anlamı olsun
Masumiyet dolu ak ve kır saçlar
ya il başkanlığında ya dolmuşta icat olundu

Bana sevgilim deme, çok oluyorsun
16+1 kişilik bu kalpte ayakta şansın var.
Yük olmak istersen görünmezsin gözüme
Karşıt değilim ancak dolmuşta bilemem
Bu zaman aralığında aynı yöne gidebiliriz.

Bana sevgilim deme, bunalıyorum
Burası çok duygusal, bir dönerciye kaçalım
Sırada sıradan insanlar, ısırmalık etler
İkimize de yetecek kadar porsiyon vardır
Bu zaman aralığını aynı muhitte değerlendirebiliriz.

Bana sevgilim deme, heykeli kirletiriz
En iyisi sokakların tanrısını ortamıza alalım
Bak belediye burada öpüşülmesin istiyor
Sanki bütün heykeller kuş bokundan değil de
Gençlerin öpücüğüyle kirleniyor.

Bana sevgilim deme, çoğu duyacak
Bu civarda yazık ki ses yalıtımı yok
Kimse alışamadı zaten altyapısızlığa
Yaşlılık hastalığıdır duymazlıkla aymazlık
Köşesine çekilen filmsizler içindir "hazin son"

Bana sevgilim deme, acıyor içim
Hiç senin gibi bir sevgilim olsun istemedim
Nedendir bilmem, kaybedersem sonra
Nereden buldum bu zalimi diye belki inlerdim
Artık nasıl zulümler yapacaksan bana

Bana sevgilim deme, kaldıramıyorum
Sanki bütün şehir üstüme eğri yürüyor
Dinle çok ses var seninki cılız kalıyor
Hem zaten duymak istesem de istemiyorum
Kısacası bu konuyu açmak istemiyorum

Bana sevgilim deme,
İkinci kere uyarmayacağım.

080714

24 Aralık 2010 Cuma

Zaman

Seni bastığım yerden çok hissederim
Ağırsın bu yüzden omuzlarıma
Başımı araya aldı iki elim
Duyuyorum
bir ses var yakınımda
Tik tak tik tak

Bir süre dinliyorum zamanın akışını
Zaman, iki büklüm iki çubuk
Ne ağırdan alıyor, ne çabuk
Kendinden emin seyrinde rotasını
Daha durmaz, hiç durmadıysa yolunda

Belki benim de aklım biraz yarında
Hala duyabiliyorum, derinlerde, tik tak
Yaşıyorum güzelim anlayacağın
Dünyevileşiyorum ah şu sesi duydukça

Yarını düşünmeyi şimdi kesiyorum
Tike gelince şurada, takta burada olmalı
Sayamadığım tiktakın derdine kalmamalı

Tutabildiğim ölçüde zamanı tamamlıyorum
Ve ey saat! Seni tüm duyularımla selamlıyorum

19102010

Kayboluş Bildirisi

Saçlarında kaybolmak istiyorum
Öyle ki
Güneş bile giremesin o kuytuya
Bir teli bile düşmesin aşağıya
Zamanı unutayım, hangi zamandayız?
Her devir, her aydınlık onların olsun
Bana yeter senin kırılgan ve bir türlü kıramadığım prangaların
Sadece okşamayla paslanmaz bu eller
Şimdi burada sabah rüzgarı
yalancı bir güneş ile işbirliği içinde
varlığa hakim
fakat biz onlardan değiliz
Beni içine alırken o dünyan
Yalanların savurduğu ve kavurduğu
geride kalanlara veda ediyorum
Karanlıkta kalmadan yaşanamaz aşk
Bir kez daha anlıyorum

2 Ekim 2010 Cumartesi

Gelecek istiyorum

Şimdi özlesem de gözlerim gülüyor
Kan doluyor içerim, güneş doluyor
Derin denizlerden nağmeler geliyor
Düşecek haldeyim, bir o kadar mutlu

Zamanda gizlidir ilaç ve yitenler
Sevgi bahçelerine zehir ekenler
Hırsla yaktıkları ateş, yanan tenler
Bıçaklarda pıhtı, gökyüzü bulutlu

Ne seni sorsun bu dünya ne de beni
İkimiz de kaçırıyoruz bu treni
İleri düşmüş yolu, seviyor her bineni
Gelecek istiyorum umutla dolu

14 Eylül 2010 Salı

Eceli Bekleyen Ölüm

Ölümü düşünüyorum kaç gündür
Nasıl birşey
çıkılan yoldan geri dönmemek
şimdi dolduruyorum yakıt depomu
tüm pislikler ayyuka çıkıyor
çıkıyor ellerim de tavana çıkıyor
orada bir ip, günlerdir sallanıyor

ölümü görüyorum kaç gündür
lambanın üstünde aciz gölgesi
her gece bir miktar volta atıyor
ölüm gidip geliyor kafamda
ölüler bir bir canlanıyor
çeşitli varsayımlar oynuyor kafamda
sonunda ölen geri gelmez deniyor

ölümle buluşuyorum her gece penceremde
eşlik ediyor bana, aklı selimi getirip
o gelince buhar ve duman ikiliyor
bir gece daha geçiyor ölümü yad ederek
sessizlik karanlığa gömülüyor
ellerim yokluyor aşağıları
ölüm yolları bir bir taranıyor

sabahlar türlü türlü beliriyor
sönen ışıklar ve kuş sesleriyle
kimler uyanmış bir bir anlaşılıyor
ölgün bakışlar kör olunca
her ölü haberi meydanı dolduruyor
ağlama anası, ölümseme ölenine
bak zaten biri öldü kendini öldürme

yine de kalenderdir benim ölüm, anlasana
huyu bu diyorum, bize gidip geliyor
ve diyorum, var mı hayatında başka deli
her bayram elini öpebileceğin
diyor ki hayır, bir deli bir yük
ondan sürükleyemiyor beni, derdi büyük
kendine telkinlerinde ecelimi bekliyor